top of page
izistanbul-logo
VİNTAGE İSTANBUL ARŞİVİ

Demir, Duman, Emek

  • Yazarın fotoğrafı: Pınar Yurtseven
    Pınar Yurtseven
  • 17 May
  • 2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 18 Haz

Büyük Valide Han’ın iç avlusunda gün sabahın erken saatlerinde başlardı. Dar taş koridorlardan metal sesi yükselirdi; bir yerde ince bir törpü sesi, başka bir yerde kızgın döküm kalıplarının tok yankısı. Hanın üst katlarına çıktıkça ağır yağ kokusu, kömür isi ve eritilmiş metalin keskin sıcaklığı birbirine karışırdı.

Kalıp ustalarının dükkânları genellikle loştu. Kapının hemen yanında ahşap bir tezgâh, üzerinde yıllarca kullanımdan kararmış çekiçler, eğeler, kumpaslar dururdu. Ustalar çoğu zaman konuşmadan çalışırdı; ölçüyü gözle alır, metali el yordamıyla tartar gibiydiler. Bir çırağın gün boyu yaptığı işi usta birkaç dakikada düzeltirdi. İşin büyük kısmı hesapla değil, alışkanlıkla ve hafızayla yürürdü.


Döküm işi başladığında hanın atmosferi değişirdi. Eritilmiş metal potadan akarken kısa süreli bir sessizlik olurdu; herkes aynı noktaya bakardı. Sonra metal kalıba değince çıkan o ince çıtırtı duyulurdu. Ustalar acele etmezdi. Beklemek işin parçasıydı. Soğumadan açılan kalıp çatlar, emek boşa giderdi.

Hanın avlusunda taşıma yapanlar, çay getiren çocuklar, bakır tozu taşıyan işçiler sürekli hareket hâlindeydi. Ama her dükkânın içinde ayrı bir zaman akardı. Kimi usta radyodan eski türküler açar, kimi yalnızca martı sesleriyle çalışırdı. Gün sonunda eller metal kokardı; tırnak aralarına işlemiş siyah izler sabunla kolay çıkmazdı.

Bu ustalar yalnızca parça üretmezdi; aynı zamanda eski İstanbul zanaat kültürünün sessiz hafızasını taşırdı. Hanın taş duvarları arasında bilgi sözle değil, bakarak öğrenilirdi. Bir çırağın ustalaşması yıllar sürerdi çünkü burada iş, teknikten çok ritim meselesiydi: metali ne zaman dökeceğini, ne kadar bekleyeceğini, sesi dinleyerek anlamak gibi.


Ustalar ve onların emeğinin ardında kalan izler.
Ustalar ve onların emeğinin ardında kalan izler.

Celal Ustayla Röpörtajımızı da aşağıda sizlere paylaşmak istedim.


Pınar: Ustam, bu işi kaç yıldır yapıyorsunuz?


Celal Usta: Uzun yıllardır bu mesleğin içindeyim. Kaynakçılık emek isteyen, üst baş kirleten ve oldukça zahmetli bir iş.


Pınar: Peki günümüzde bu mesleğe ilgi nasıl?


Celal Usta: Eskisi kadar ilgi yok. Bu işle uğraşan insan sayısı giderek azalıyor. Gençler pek tercih etmiyor. Onlara göre kaynak, toz, duman pis olarak görülüyor.


Pınar: Ailenizin bu mesleğe bakışı nasıl?


Celal Usta: Torunlarım ve çocuklarım da bu işi biraz kirli ve zor bir meslek olarak görüyor. Ancak aslında çok kıymetli ve gerekli bir iş yapıyoruz. Çoğu zaman bu işi artık bırakmak gerektiği konusunda tartışma yaşıyorum.


Pınar: Buraya gelen ziyaretçilerin ilgisi nasıl?


Celal Usta: Özellikle mimarlık öğrencileri ve turistler yoğun ilgi gösteriyor. Yaptığımız işi merak ediyor, izliyor ve sorular soruyorlar. Hatta hemen hemen herkes fotoğraf ve videolarımı almak istiyor. Ama iş yoğunluğumu etkilediği için pek müsade etmiyorum.


Celal Usta' ya kıymetli vaktini ayırdığı için teşekkürler...


 
 
 

Yorumlar


bottom of page