Boğazın Üzerinde Geçen Zaman
- Pınar Yurtseven
- 17 May
- 2 dakikada okunur

Galata Köprüsü bazen insana bir köprüden fazlası gibi görünür. Sanki şehrin iki yakasını değil de iki ayrı zamanını birbirine bağlıyordur. Bir tarafında telaşla yürüyen insanlar, diğer tarafında yüzyıllardır değişmeden duran kubbeler ve minareler… Ve tam ortasında, oltasını sessizce suya bırakan bir adam.
Arkada yükselen Yeni Cami gökyüzünün altında ağır bir taş gemi gibi duruyor. Bulutlar öylesine yoğun ki şehir neredeyse karanlığa gömülecekmiş hissi veriyor. Ama yine de bulutların arasından sızan o solgun ışık, İstanbul’un hiçbir zaman tamamen susmadığını hatırlatıyor. Bu şehir en kasvetli günlerinde bile içinden mutlaka bir ışık çıkarıyor.
Fotoğraftaki adamın yalnızlığı çok tanıdık. Büyük şehirlerde insan kalabalığın içinde değil, bazen tam ortasında yalnız hisseder. Köprüden yüzlerce kişi geçerken onun suya bakışı değişmiyor. Çünkü bazı insanlar dış dünyadan çok kendi iç sesini dinleyerek yaşar. Balık tutmak da biraz bununla ilgilidir zaten. Beklemekle. Sessizlikle. Zamana direnmeden onun akışına karışmakla...
İstanbul’un en derin tarafı da burada başlıyor galiba. Bu şehir kendini hemen vermez. İlk bakışta yalnızca kalabalık görünür; korna sesleri, vapurlar, telaş, gürültü… Ama biraz durunca başka bir şey ortaya çıkar. Yavaşlayan bir zaman hissi. Geçmişten bugüne taşınmış alışkanlıklar. Aynı köprüde yıllardır duran balıkçılar. Aynı gökyüzünü izleyen insanlar. Aynı ezan sesiyle akşama dönen martılar.
Korkulukların mavisi bile tesadüf gibi durmuyor bu karede.
Denizle gökyüzü arasında sıkışmış bir renk gibi. Soğuk ama sakin. Eski ama canlı. İstanbul’un kendisi gibi.
Bu fotoğrafa baktığımda en çok geçicilik hissi kalıyor içimde. Bulutlar birazdan dağılacak. Adam belki oltasını toplayıp eve dönecek. Kalabalık değişecek. Akşam olacak. Ama şehir kalacak. Yüzyıllardır olduğu gibi. İnsanları sessizce içine alarak, hikâyelerini birbirine karıştırarak yaşamaya devam edecek.
Belki de İstanbul’u bu kadar unutulmaz yapan şey tam olarak bu: burada hiçbir manzara yalnızca manzara değildir. Her görüntünün içinde görünmeyen başka bir hikâye saklıdır. Bir bekleyiş, bir yorgunluk, eski bir hatıra ya da söylenmemiş bir cümle…
Ve bazen tek bir fotoğraf, bütün bir şehrin ruhunu anlatmaya yeter.





Yorumlar